Mehmet Yıldız yaptığı açıklamada depremin yer kabuğunun sığ sayılabilecek bir bölümünde gerçekleştiğini belirtti. İlk belirlemelere göre depremin yaklaşık 7–7.5 kilometre derinlikte meydana geldiği ifade edildi.
Deprem Aktif Fay Sisteminde Gerçekleşti
Yapılan ön değerlendirmelere göre sarsıntının, Buldan Fay Zonu ile Sarayköy Fay Zonu çevresinde, yani bölgenin aktif tektonik yapısını oluşturan Denizli Graben Sistemi içerisinde meydana geldiği bildirildi.
Bu fay sistemlerinin Batı Anadolu’nun gerilme rejimi altında gelişmiş aktif kırık hatları olduğuna dikkat çekilirken, bölgede benzer büyüklükte depremlerin oluşmasının doğal bir durum olduğu vurgulandı.
Hasar Potansiyeli Düşük
Deprem sırasında ölçülen en büyük yer ivmesinin (PGA) episantıra yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki istasyonlarda 0.10 g civarında kaydedildiği belirtildi. Uzmanlar, bu değerler ve depremin büyüklüğü birlikte değerlendirildiğinde tek başına önemli bir yapısal hasar oluşturma potansiyelinin düşük olduğunu ifade ediyor.
Bursa Ovası’nda Hissedildi
Depremin dikkat çeken bir diğer yönü ise yüzlerce kilometre uzaklıktaki Bursa Ovası’nda da hissedilmesi oldu.
Uzmanlara göre bunun temel nedeni, Bursa Ovası’nın kalın alüvyal basen yapısına sahip olması. Bu tür zeminler deprem dalgalarını yalnızca iletmekle kalmayıp aynı zamanda büyütebiliyor, odaklayabiliyor ve sarsıntı süresini uzatabiliyor.
Zemin Etkisi Uyarısı
Jeoloji uzmanları, özellikle Bursa Ovası’ndaki yapı stokunun değerlendirilmesinde şu faktörlerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirtiyor:
Yerel zemin etkileri
Basen büyütmesi
Zemin–yapı etkileşimi
“Önemli Bir Uyarı”
Mehmet Yıldız açıklamasında, meydana gelen depremin hasar potansiyeli açısından sınırlı olduğunu ancak Bursa Ovası’nın deprem dalgalarını büyüten zemin karakterini yeniden hatırlatan önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.
Uzmanlara göre deprem gerçeğiyle yaşayan kentlerde güvenli yapılaşmanın yolu, fay hatları ile zemin özelliklerini birlikte ele alan bilimsel planlama ve denetim süreçlerinden geçiyor.